Ticari olmayan işlerden kaynaklı para alacaklarında temerrüt faizinin hangi oranda uygulanacağına ilişkin kural, 3095 Sayılı Kanun’un 2. maddesinin atfıyla aynı Kanun’un 1. maddesinde düzenlenmektedir. Uygulamada “yasal faiziyle tahsiline” kalıbıyla kullandığımız talebin dayanağı olan madde budur. Hüküm, taraflar arasındaki sözleşmede başka bir faiz anlaşması yoksa, uygulanacak faiz oranını belirleyen tamamlayıcı nitelikte bir kural.
Bahsi geçen madde daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. İptal gerekçesi, bu hükümde sabit bir faiz oranının belirlenmiş olmasıydı. Her ne kadar bu oranı iki katına kadar arttırma yetkisi Cumhurbaşkanı’na verilmiş ve hatta bu yetki sonuna kadar kullanılmış olsa da Ülkemizdeki ekonomik tablo karşısında Kanun’daki yüzde 24’lük faiz oranının yetersiz kalması, özellikle yüksek enflasyon ortamında alacaklıların mağduriyetine sebep olması AYM’nin iptal kararına dayanak teşkil eden temel gerekçe olarak gösterilmişti.
31.07.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen değişiklikler kapsamında kanun koyucu, 3095 Sayılı Kanun’un 1. maddesini yeniden düzenledi. Yeni düzenleme şöyle:
“11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılır. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur.”
Yeni hükümde dikkat çeken iki husus var.
Birincisi, yukarıda bahsi geçen ve 3095 Sayılı Kanun’un 1. maddesini iptal eden Anayasa Mahkemesi kararının dikkate alınmış olduğu ve bu sebeple faiz oranı olarak sabit bir oran yerine ekonomik gelişmelere göre Merkez Bankası tarafından ilan edilen reeskont faizinin esas alınmış olduğu göze çarpmaktadır. Böylece Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçesinde ifade edildiği üzere, sabit oranın yaratacağı mağduriyet bir nebze azaltılmış ve bu arada, ticari işlerde uygulanan temerrüt faizi ile ticari olmayan işlerde uygulanan “yasal faiz” oranı arasındaki fark da oldukça azalmış olacaktır.
Örneğin bugün, ticari işlerde uygulanan avans faizi oranı yıllık yüzde 39,75 iken yapılan yeni düzenleme sonucu, ticari olmayan işlere uygulanacak "yasal faiz" oranı yıllık yüzde 31'dir. Zira Merkez Bankası'nın yürürlükteki reeskont oranı olan 38,75'in yüzde 80'i yüzde 31'e denk geliyor. Biraz karmaşık değil mi :)
Dikkat çeken ikinci husus ise, kanun hükmünde değişken faiz oranı düzenlenirken “reeskont faizinin yüzde sekseni” gibi bir formülün esas alınmış olmasıdır. Reeskont faizi, daha önce farklı vesilelerle dile getirdiğim üzere, 3095 Sayılı Kanun’un 2. maddesinde 1999 yılında yapılan değişiklik öncesinde ticari işlere uygulanan temerrüt faizi oranı olarak Kanun’un atıf yaptığı faiz türü idi. Hatta eski bir alışkanlık olarak uygulamada hâlâ ticari faiz olarak reeskont faizi daha yaygın olarak bilinen faiz türüdür diyebiliriz. Ancak 1999’da yapılan değişiklik ile reeskont faizinin yerini “avans faizi” almıştı.
1999 yılının sonlarından itibaren ticari işlerden kaynaklı para alacaklarında, sözleşmede başka bir temerrüt faizi anlaşması yoksa, temerrüt faizi olarak Merkez Bankası’nın yayımladığı avans faizi oranını uyguluyoruz.
31.07.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yeni hükümde ise ticari olmayan işlerde uygulanacak “yasal faiz” oranı olarak avans faizinin değil de reeskont faizinin yüzde sekseninin esas alınmış olması hangi gerekçeye dayanıyor sorusu güncel bir merak konusu. Zira yukarıda da ifade ettiğim gibi, uygulamada reeskont faizi denildiğinde akla ticari faiz gelir. Ancak artık ticari olmayan işlerden doğan alacaklarda temerrüt faizi olarak reeskont faizinin yüzde sekseni esas alınacak. Ticari işlerde ise yirmi altı yıldır olduğu gibi, avans faizi oranı uygulanmaya devam edilecek.
Karmaşaya sebep olmayacak ve sonuç itibariyle de pek farklı olmayacak, akılda kalıcı formül; ticari işlerde avans faizi, ticari olmayan işlerde ise avans faizinin yüzde sekseni formülü olabilirdi.
Açıkçası reeskont faizi tercihinin herhangi bir makul gerekçeye dayandığını da zannetmiyorum. Sanırım burada uygulamadaki avans faizi ve reeskont faizi karmaşasının bir ürünü olarak kanun metni kaleme alınırken detaylı düşünülmemiş gibi geldi bana.
Sonuç olarak, 1999’un sonuna kadar on yıllarca ticari işler için kullanılan ve temerrüt faizi bakımından tabiri caizse “ölen” reeskont faizi, yirmi altı yıl sonra ve fakat bu kez farklı bir kimlikle, ticari olmayan işlerde uygulanmak üzere yeniden aramızda.
Hayırlı olsun diyelim :)
Prof. Dr. Umut Yeniocak